|
Halim ÇAVUŞOĞLU
|
 |
« : Aralık 17, 2008, 02:19:42 ÖÖ » |
|
bir "cumhuriyet" olarak “Garbi Trakya Hükümet-i Muvakkatesi”nden “GARBİ TRAKYA HÜKÜMET-İ MÜSTAKİLESİ”ne "bağımsızlık" bildirileri
Önce şu hususu açıklığa kavuşturalım : (Bilgi, ilk yazanına/yazarına aittir. Bu bilgi, şahsım dışında hiç kimse tarafından "neden ?" sorusuna açıklık getirecek şekilde ortaya konmuş değildir. İlk olarak şahsım tarafından yazılmış, konferans, panel, çeşitli web siteleri ve TV'de dile getirilmiştir. Son olarak da, şu anda burada.)
Siyaset bilimi açısından "Cumhuriyet", bir "devlet şekli"dir. Başlıkta da yeraldığı gibi, Batı Trakya'da kurulan ne devletin nede ilki "geçici" (muvakkat), ikincisi "bağımsız" (müstakil) olan hükümetlerin isimlerinde/başlıklarında/mühürlerinde "cumhuriyet" kavramı yoktur. Peki, bu devletin "devlet şekli",.. "cumhuriyet" midir ? Evet, bu devletin "devlet şekli",.. "cumhuriyet"tir. Türkiye'de 1923'ten günümüze adında bu kavrama yer veren ve Anayasası'nın 1. maddesinde bunu "Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir" şeklinde "değiştirilemeyecek ve değiştirilmesi teklif edilemeyecek" hükme bağlayan "Türkiye Cumhuriyeti" devleti kadar,.. bir "cumhuriyet"tir. E ama Batı Trakya'da kurulan ilgili devletin ve sözkonusu hükümetlerin adlarında, (dahasını ekleyeyim) ve bunlara ait diğer hiçbir belgede madem ki "cumhuriyet" kavramı geçmemekte, biz bunun bir "cumhuriyet" olduğunu nasıl anlıyoruz ve böyle bir sonuca ve hükme nereden varıyoruz ?
Devleti temsilen başında oturan "en büyük makam"daki kişinin (Hoca Salih Efendi adıyla da bilinen Hafız Salih Efendi'nin) bu göreve getirilme biçiminden anlıyoruz ve buradan bu devletin "devlet şekli"nin,.. "cumhuriyet" olduğu sonucuna ve hükmüne varıyoruz. Tam olarak nasıl ?
Şuradan başlayım ki hem sağlıklı, hemde kapsamlı bilgi olsun : Devletlere ilişkin devlet şekilleri ; a) Cumhuriyet ve b) Monarşi (krallık ve imparatorluk) olarak 2'dir.
"Cumhuriyet"te, "en büyük makam"daki kişi oraya, ya doğrudan millet tarafından yada milletin iradesini ve egemenliğini temsil eden meclis tarafından (Türkiye'de henüz TBMM tarafından) seçilerek gelir ve oturur.
"Monarşi"de ise, "en büyük makam"daki kişi oraya, kendisine verilmiş "özel" bir hak ve yetki olarak, belli bir sülale, hanedan içinden gönderilerek gelir ve oturur.
Konumuzla ilgili olarak, Batı Trakya'da kurulan devletin "en büyük makamı"ndaki kişi, oraya, kendisine verilmiş "özel" bir hak ve yetki olarak, belli bir sülale, hanedan (diyelim ki Osmanlı) içinden gönderilerek değil, milletin iradesini ve egemenliğini temsil eden şahsiyetler olarak, bir nevi Meclis görevini de üstlenen hükümet üyeleri tarafından seçilerek gelmiş ve oturmuş olduğu için "devlet şekli"nin,.. "cumhuriyet" olduğu sonucuna ve hükmüne varıyoruz.
Konuyu dağıtmadan şu bilgiyi de sunayım : Bir devlette "devlet şekli"nin şu yada bu olması, o devletteki "siyasal rejim"in 'demokratik' yada 'gayrı demokratik' olduğu sonucunu doğurmaz. Açıkça, "cumhuriyet" ise "rejim, mutlaka demokratik"tir, "monarşi" ise "rejim, mutlaka gayrı demokratik"tir diyemeyiz. Zira "devlet şekli" ile "siyasal rejim" arasında gerekirci/zorunlu bir doğrusal ilişki yoktur. Kaldı ki günümüzde en ileri demokrasiler, devlet şekilleri "cumhuriyet" olanlar değil, "monarşi" olanlardır. Yalnız şunu unutmayalım, bunlardaki monark (İngiltere'de ve Avrupa'nın birçok ülkesindeki Kral, Japonya'da İmparator), deyim yerindeyse bundan birkaç yüzyıl önceki monark değildir. Kısaca, sahip oldukları "yetkiler", o zamanki dedelerinin sahip olduklarına kıyasla "devede kulak" olup "sembolik"tir. Bu arada "parlamenter demokrasi"de kaçınılmaz bir zorunluluk da,.. ister "cumhuriyet" olsun, ister "krallık" olsun, devleti temsilen "en büyük makam"da oturan şahsiyetin yetkilerini "sembolik" hale getirmek, buna bağlı bir sonuç olarak da,.. imza attığı hükümet kararlarından "sorumlu"luğu hükümete yüklemek, kendisini bunlar üzerinde "sorumsuz" kılmaktır.
Geldik, Batı Trakya'da kurulan devletin, "Garbi Trakya Hükümet-i Muvakkatesi” tarafından yayınlanan "bağımsızlık" bildirilerine. Üç adet "bağımsızlık" bildirisi vardır. Gümülci'ne halkına hitaben Batı Trakya halkına, Osmanlı makamlarına hitaben Osmanlı İmparatorluğu'na ve yabancı ülke elçilerine hitaben uluslararası kamuoyuna : 12 Eylül 1913
1) Gümülcine halkına hitaben Batı Trakya halkına :
[Mühür] LİVA-İ GÜMÜLCİNE HÜKÜMET-İ MUVAKKATE
Gümülcine Livası Ahali-i Mazlumesine
Bulgarların Türklerimize karşı göstermekte oldukları şeniane mezalim dolayısiyle sabırlarımız tükenerek bıçakta ve kucakta bulunan ma’sum halkı kurtarmak azmiyle Garbi Trakya’yı işgale mecbur kalkdık. Fakat ahval’i hazıra-i siyasiyyemiz icabı hükümet-i Osmaniyye bizim bu harekatımızı muvafık bulmayarak bizi men’e kalkışdı. Naçar harekete geçtik ve Gümülcine livası Türklerini tahlise geldik. Maalesef bu kerre de hükümetimizce avdetimiz kat’iyetle emr olunmaktadır. Başta Rus olmak üzere bazı tarafdarı hükümetler bizim bu hareketimizi mütareke ahkamına uygun bulmamaktadırlar. Halbuki burada bıçak altında can vermiş ve vermekte olan Türklerimizin hayat ve ismetleri hiçbir tarafdan taht-ı emniyet ve kefalete bağlanmış değildir. Buna fikir yoran da bulunmamaktadır. Bu sebebden ve bundan böyle biz emirlerimizi vicdan ve ilhamlarımızı akıl ve mantık ve besalet-i şahsiyyelerimizden almak ve ona göre harekete geçmek mecburiyetinde kalmış olduk. İşte bu günden itibaren muvakkat olarak teşkil eylediğimiz hükümet-i muvakkatemizi Garbi Trakya hükümet-i müstakilesi namına tahvil ile i’lanı istiklal eylediğimizi bilcümle hükümetlere ve alem-i insaniyyete i’lan eylemekle fahr-u şeref duyduğumuz i’lan olunur. Tevfik ulu Allahımızdandır.[/b] [Mühür] (Garbi Trakya Teşkilatı Millia Kumandanlığı) Garbi Trakya Müstakil Hükümeti Milli Kuvvetler ve Umum Çeteler Umum Erkan-ı Kumandanı Umum Müfettiş Harbiye Reisi EŞREF HACI SAMİ SÜLEYMAN ASKERİ
2) Osmanlı makamlarına hitaben Osmanlı İmparatorluğu'na : (yer-yer tarafımdan kısaltılmıştır)
GARBİ TRAKYA UMUM MİLLİ KUMANDANI Aded 12 Eylül 1313 Bab-ı Ali’ye, Başkumandanlığa ve Onuncu Kolordu kumandan-ı sabıkımız Hurşid Paşa hazretleriyle erkan-ı harb kaymakamı Enver Beyefendiye bir suret gönderilecektir.
Her makamın elkabından sonra : Ma’lum olduğu vechile… Bizim bu ric’atımızı gören Bulgar çeteleri istedikleri yerlerden tekrar çıkarak ve harekata geçerek Garbi Trakya Türklerine taarruzlarını ve intikam alma hislerini teşdid eylediler,… Sabr ise bizde kalmadı, onların çeteleri gayr-ı mesul iseler biz de gayr-ı mesul sıfatını alabiliriz denildi. Tarafımdan en tanınmış çeteci arkadaşlarım tefrik olunarak “Bismillah” denüb Garbi Trakya’da zulm yapmakda olan Bulgar çetelerinin merkezi bulunan Koşukavak’a kadar 95 kilometrelik bir akın yürüyüşüyle ansızın hücumumuzu yaptık. Belediye reisi Vasil ile 1200 kişiden mürekkeb kaymakam Domuzciyef çetesinden bin küsur çeteci köprü başına sıkıştırılarak cümlesi tepelendiler…. Kumandanları Domuzciyef ile bir doktorları ve altı kadar çete kumandanı ile seksenüç esir elimize geçtiler… Kırca Ali’de bulunan süvari alay kumandanı bunun intikamını almak için resmi askerleriyle harekete geçti. Bu alay da Allahın inayetiyle tar u mar edilerek askerlik ve medeniyet kanunlarına muhalif hareketde bulunan düşman süvari alay kumandanı da divan-ı harbimiz karariyle kurşuna dizildi…. Maksadları, bir avuç kalan Türkleri de imha etmek ve Pomakları da “Siz evvelce Bulgar Hıristiyan idiniz, yine eski dininize dönmeniz gerek” diye Müderris Mustafa Efendi ve emsali Pomaklardan birkaçını parçalayarak ve diğer halkı tehdid ederek mezalime devamı arzu etmektelerken bu kerre hükümet-i metbuamızdan aldığımız kat’i emirle avdetimiz taleb olunmakda ise de elli bin ma’sum nüfusu bıçakda kucakda bırakarak kan içinde yüzen bu bedbaht millete karşı kancıkçasına sırt çevirerek avdetim kabil olamayacağından rabıta-i ma’neviyyemi arz ile beraber bu günden itibaren Garbi Trakya hükümet-i muvakkatesi altındaki çalışmamızı hükümet-i müstakilleye tebdil ve i’lan ma’alesef rabıta-i maddiyemiz hükümet-i Osmaniyyemizden kesmiş olduğumuzu i’lana mecbur oluyoruz. Mestakarasu-dan Bahr-i Sefid sahilini ta’kiben Dede-ağaç’da içerde Enez hududuna ve diğer taraftan da Sofulu, Dimetoka civarından Ortaköy’ün köprüsüne ve Bulgar hududunun eski hududlarına ve oradan Kırca-Ali ile Aydoğmuş’dan eski hududları da ta’kiben Makas boğazı ve sabık hudud boyuncadır. Bu günden itibaren bu hududlarımızdan içeri ve dışarı pasaportsuz girenler ve çıkanlar mes’uldürler. Merkezimiz Gümülcüne şehridir. Dedeağaç, İskeçe, Eğridere, Darıdere, Kırcaali, Koşukavak şehirleri ve diğer kaza ve nahiyeleri idare etmektedirler. Hükümetimiz tam teşkilatla kurulmuştur. Şimdilik muvakkat bir zaman için, can, ırz ve mal üstündeki hadiseleri cihet-i askeriyyemiz muhakeme etmiş olacaktır. Bundan gayrı ahvaldeki vukuatı Garbi Trakya adliyesi rü’yet etmektedir. Bulgarlarla vaki’ muhasamatımızın, bizzat Garbi Trakya hükümetiyle Bulgar hükümeti arasında sulh takarrürüne değin devam edeceğini de i’lana mecburuz.
Kuvvetlerimize iltihak ve hükümetimize iltica eden bazı efrad ve zabitanın iadeleri hükümet-i Osmaniyyece taleb edilmekde ise de hukuk-ı düvel kaidelerine istinaden arz olunur ki Garbi Trakya hükümetiyle Osmanlı devlet-i aliyyesinin yekdiğeriyle muahedelenmiş bu gibi iade-i mücrimin ve bahusus da siyasi mücrimler hakkında bir anlaşma bulunmadığından bu hususun da nazar-ı mütaleadan uzak bulundurulmaması istirham olunur. Olbabda. Garbi Trakya hükümet-i müstakillesi Reis namına Mühür : (Garbi Trakya Hükümet-i müstakillesi Riyaseti) EŞREF 10 Eylül 1329
3) Yabancı ülke elçilerine hitaben uluslararası kamuoyuna :
GARBİ TRAKYA UMUM MİLLİ KUVVETLER KUMANDANLIĞI Aded 4 Fransızca olarak Süleyman askeri bey Tarafından kaleme alınmıştır
Düvel-i muazzamaya tebliğ sureti 12 Eylül 1913 Asalet-meab sefir cenabları,
Bulgarların Türklere ve müslüman kardeşlerimize yaptıkları mezalimi gören ve feryad ve figanlarını işidenler bulunmadı, aldıran bile olmadı. Demet demet müslümanlar doğranarak Koşukavak’ın Papaslı köyü deresinde hala kokmakda ve taaffünden yanlarına varılamamakta olan sekiz yüzü mütecaviz boğazlanan bedbahtların kokusunu bile alan olmadı. Can gitti, ırz gitti, mal ise hesabda değil. Üstelik te geri kalan ihtiyar ve kadınlarla çocukların süngüler altında sürülerek kiliselere toplatılarak Hıristiyan yapıldıklarından da kimseler güya haber alamadı. Şenaatin her türlüsüne adeta göz yumuldu. “İki el bir baş içindir” dedik, naçar silahımıza sarıldık. Garbi Trakya halkını bu mezalimden kurtarmak için onları da silahlandırdık. Allahımıza dayanarak ve benliğimize güvenerek bu günden itibaren islamı, hıristiyanı, Türkü, Bulgarı aynı hukuka malik olmak şartiyle Garbi Trakya hükümet-i müstakillesini i’lan eylemiş olduk. Muvaffakiyet Allahdan.
Mühür: (Umum Trakya Hükümeti Milliye Riyaseti) EŞREF
Fransızcaya tercümesi için Süleyman Askeri Beye
Kaydiyle müsvedenin hıfzı ASKERİ
|